Bilgisayarla İlk Tanışmam

Ağabeyimin aldığı, evin bir köşesinde duran Atari 800 XL ile tanıştığımda sanıyorum 5-6 yaşlarındaydım. Commodore 64 muadili bir bilgisayar olan bu cihaz Dataset adı verilen kasetlerle çalışırdı. Kasetlere veriler “Sıralı Erişim” yöntemiyle, ses dalgaları olarak kaydedilir ve okunurdu. Dezavantajları, saniyede 50 Byte gibi yavaş bir erişim hızına sahip olmalarıydı. Bir oyunun yüklenmesi 10 dakika ile 30 dakika arasında değişebiliyordu.

atari_800xl_2

Bu dönemde Atari 800 XL’in Domain of the Undead, Moon Patrol, Tapper, Picnic Paranoia, Jumpman Junior, BC’s Quest of Tires oyunlarıyla tanıştım; bilgisayar dergilerindeki sayfalarca kodları bilgisayara geçirerek basit programlar yazmaya çalıştım.

80’ler, bilgisayarların evlere girmeye başladığı zamanlar olması nedeniyle ayrıcalıklıydı. O günleri görenler, yıllar sonra bile bu teknolojileri hatırlar.

PC’ye Geçiş

Ağabeyim günün birinde eve bir kişinin zor taşıyabileceği büyüklükte bir cihaz getirir. Masanın üzerinde duran devasa makinenin bir IBM PC olduğunu ve yükleme yapmak için kasetlere ihtiyaç olmadığını söyler. Büyük gelişme!

1EagleComputer

Yeni cihaz IBM XT olarak da bilinen 8086 işlemcili bir bilgisayardı. Sabit diski yoktu ve 5.25″ disket sürücüye sahipti. DOS işletim sistemiyle ve Prince of Persia, Xenon II, Barbarian, Test Drive gibi oyunlarla ilk defa bu bilgisayar ile tanıştım.

Amiga 500 Yılları

PC’lerden henüz ses çıkması için yüzlerce dolarlık ses kartlarına ve 16 renk gösterebilmek için pahali ekran kartlarına ihtiyaç duyduğu dönemlerde hayatıma Amiga 500 girdi. O zamanlar Amiga’nin grafik kapasitesi ve gelişmiş Paula ses çipi, bir PC kullanıcısına göre devrim niteliği taşıyordu.

amiga_500_w1

Hayatımın en güzel yılları belki de Amiga ile geçti. Super Frog, Arabian Nights, Project-X gibi klasiklerle tanıştım, belki de bilinen her oyununu oynadım. Amiga’ların bir sabit diski olmaması nedeniyle disket değiştirmekten parmak kası yaptım.

PC’nin Yükselişi

Zamanla, neredeyse hiç “upgrade” imkanı bulunmayan Amiga 500’ler yetersiz gelmeye başladı. En son iki renk gösteriyorken bıraktığım PC’lerin artık grafik kapasiteleri yükselmiş ve donanımlar nispeten ucuzlamıştı. Daha da önemlisi, modemler sayesinde BBS (Bulletin Board System) adı verilen sistemlere bağlanabiliyorduk. Bilgisayar, yalnızca bir makine olmaktan çıkıp bir iletişim aracı olmuştu artık.

equalizer-03

Bu dönemde 386, 486, Pentium MMX bilgisayarlar kullandım. Dergi CD’lerinden program yükledim. BBS’lerin yerini yerini yavaşça internet almaya başladıkça “Çevirmeli Bağlantı” ile interneti keşfetmeye başladım. O dönem, bir bilgisayardan dünyaya erişim sağlayabilmenin verdiği heyecanı bugün hiçbir teknolojiden alamazsınız sanıyorum.

Bugün…

Şimdiye kadar özel sektörde bilgi işlem teknisyenliği, küçük / orta ölçekli şirketlerde yazılım geliştirici pozisyonlarında çalıştım. 2008 – 2014 yılları arasında, Yazılım Geliştirme ve Danışmanlık alanında faaliyet gösteren bir firmam vardı.

Şu anda, bir avukatlık ortaklığının AR-GE bölümünde Yazılım Mühendisi pozisyonunda çalışmaktayım.